İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

İsyan kültürü - Umur Talu

Şubat 05, 2008 - UMUR TALU

Bir okur dostum var.
Aslında tek yönlü değil yazılar. Sadece benim yazdıklarımı o okumuyor; onun (zaman zaman) yazdıklarını, (yoğun) okuduklarını, (sık) uyardıklarını, (hep) ülkesi üstüne düşündüklerini de ben okumaya çalışıyorum.
Henüz yazılarla tanışıyoruz ve sanıyorum, sözcüklerin yüklendiği içtenlik sayesinde de birbirimize güveniyoruz.
Ne işini, ne adını vereceğim.
Umarım bir gün ismiyle, konumuyla tanırsınız.
Önyargılıların işinden gücünden, konumundan pek beklemeyeceği bir “bağımsızlık kişilik kültürü” mevcut bana göre…

…Ve bana göre, insanın ve toplumun olgunlaşması “bağımsızlık kişilik kültürü” nün olgunluğuna, yaygınlığına bağlı.
Adalet duygusunun iki yanı; hem adil olmak hem de adil bir ortamda yaşadığını hissetmek veya yaşayabileceğini ummak da buna bağlı.
Hem kişiliğinizin bağımsızlık tutkusuna; onu besleyen akıl ve vicdanla birlikte.
Hem de toplumun ve hukukun size bu güvenceyi, güveni, umudu verebilmesine.

Bunun için, yanlış anlaşılmasın ama, “isyan kültürü” de gerekiyor.
Başına gelene de, başkasının başına gelebilene de.
Otoriter dayatmanın, tahakkümün her çeşidine.
Demokratlık, liberallik, cumhuriyetçilik, adalet, hak, hukuk, özgürlük, maneviyat namına ikiyüzlülük maskelerini tırnaklarınızla hemen her gün yırtmaya çabalayarak.
Başka tırnaklarla kenetlenmesini de bilerek belki.

İşte “okuryazar dost” um diyor ki;
“Siyasi parti, şirket, dernek veya başka ağlar, merkezler… Yelpazedeki yerleri farklıymış gibi görünseler de, hepsinde hakim zümre mantığı aynı.
Biri dinimi elinde tutuyor, biri cumhuriyetimi, biri milliyetimi…
Peki
siz kimsiniz!
Sizin belirlediğiniz kalıplar içindeki kadar özgür, Müslüman, cumhuriyetçi, milliyetçi, demokrat, zengin, fakir, avam, elit vesaire olacağım?
Dinimi, milliyetimi, cumhuriyetimi, mahallemi ve tabii hepsi adına baskıları sahiplenenlerden kurtulmak istiyorum.”

Bireyler ve topluluklar, kendinden gördüklerinin otoriter, baskıcı, dayatmacı, tahakkümcü, özünde özgürlük karşıtı, haklara dair içten pazarlıklı, ikiyüzlü boyalarını da kazıdığı gün;
Aynı gibi duranlar içlerindeki otoriter zümrelerin hakimiyetini; düşman ya da farklı görünenler ise ortak ezilmişliklerini, tahakküme maruz kalmışlığı fark ettiklerinde, “adaletsizliğe, haksızlığa isyan kültürü” yle birlikte, başka bir şey mümkün!

İsyan hakkı

“İnsan hakları evrensel bildirgesi” nin 60′ıncı yılında, “İnsan hakkı” tartışmalı.
“İnsan hakları” nın, şefkatli duruşuna karşılık; Geçmişte “medeniyet götürme” nasıl sömürgeciliğe, köleciliğe, emperyalizme, istilaya yataklık yapmışsa, onun da bugün “Batı’dan Batı standardı dayatma”ya bahane oluşturması, “insan hakları emperyalizmi” yaratması, işgallerin, rejim değişikliklerinin, ulus inşasının gerekçesi sayılması, “ekonomik alet” yapılması sorun yaratıyor.
“İnsan hakları”nın Batı tarihindeki biçimiyle, “Batı merkezli” olarak “evrenselleştirilmesi”nin, “tek tipleştirilmesi”nin, “reçeteleştirilmesi”nin, “asimilasyon eğilimi”nin, “liberal ekonomi ile insan haklarının özdeşleştirilmesi”nin yarattığı, dayattığı sorunlar.
Tabii bunların alabildiğine “emperyalist istismarı”. Tabii bunlara insanı hiçe sayan tepki ve cevaplar da.
Fransız düşünür François Julien, “dayatmalara karşı ortaklık ve dayanışma” tabanında yeni bir “insan hakları etiği (ve hukuku)” ile “kültürler ilişkisi” oluşturulabileceği kanısında.
Bir standart oluşturup reçetesini yazmaya, “Batı medeniyeti, Batı insan tipi” nden “sözde Doğu barbarlığı” na, özellikle İslam’a dayatmaya girişmeyen;
Üstteki yazının özüne, “isyan kültürü” ne bağlı; “nerede ne biçimde dayatma, haksızlık, baskı varsa”;
Nerede “insanı ezen, hor gören, aşağılayan, hırpalayan, tüketen” bir şey varsa, ona direnişin, ona isyanın kültürünü, her tür sınır ötesi dayanışmasını oluşturmak!
Dayatmaya değil, “isyan hakkı”na dayalı insan hakkı.

Neo-ustalardan gazetecilere öğütler (59):

Düzeltme nedir, bilin. Tashih Servisi sizin küçük yanlışlarınızı düzeltmek içindir; bizim büyük, vahim yanlışlarımızı değil.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS