Bu Kez Ergenekon’daki Çıkışımız Kayaları Değil Çöl Kumlarını Eriterek Olacak…-Hilmi Kayıhan
Şubat 01, 2008 - Genel
Köyün kır bekçisi olur, bağ bekçisi, bostan bekçisi..
Bağa, bostana bir tilki girse bir kaplumbağa yürüse hevengin altında bekçinin haberi olur..
Danalar bostana girmiş; tilkiler hevengi kökünden, altın sarısı üzüm salkımlarını çubuklarıyla koparıyorlar..
Türkiye Cumhuriyeti’nin bekçileri var elbet..
Misak-ı Milli sınırlarının da..
Kara kargalar Kızılay’da kol kola..
Bostan tarlası tarumar…
Şaha kalmış sarı karıncalar..
Zemzem suyu ikram edilir olmuş Atatürk’ün sofalarında..
Çakallar ağırlanır..
Haber salın eylemsiz kalanlara
Kayıtları suçlu hanesine düşecek bundan böyle…
İktidarın son çırpınışları bunlar;
Altın vuruş yapıyorlar..
Ya akrep gibi kendilerini sokacaklar ya da ABD’nin batan gemisinde boğulup gidecekler…
Geri çekilme, mevzi yitirme zamanı değil şimdi; tüm gücümüzle, yüklenme, ölümcül darbeyi vurma zamanı…
Irmağın tam ortasındalar…
Boğulma çığlıkları olarak sayın son azgın çıkışlarını..
Yağlı urganın halkasına yapışmış tekme savuruyorlar…
Ergenekon kayalarının kıymıkları parçalayacak bunların haçlı bedenlerini ve biz bu kez çölün kumlarını eriterek çıkacağız Ergenekon’da….
Mustafa Kemal Atatürk, Sevr’i kan ve gözyaşı dökerek yırttı; yasa maddelerini değiştirerek değil..
Kan ve gözyaşlarımız bu toprakları sulamadan Sevr’i geri getirmeye kimsenin gücü yetemez..
Alınan fiyat belli..
Kolay değil öyle…
Bu Cumhuriyet parmak hesabıyla kurulmadı…
Kelle…
Danaların bostana girdiği ve tarlamızı telef ettiği görülmüştür.
Gereken yapılacaktır…
Bir köylüye sorun isterseniz, bostanı tarumar olmuş bir köylüye..


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.