İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

DEVLET PROTOKOLÜ UYUYOR MU?-CENGİZ ÖNAL ‘TARAKÇIOĞLU’

Ocak 31, 2008 - Genel

Resmi ziyaretlerin sayısı arttı. Geçen hafta Sudan Devlet Başkanı ve Beraberindeki Heyeti ve Yunanistan Başbakanı ile Dışişleri Bakanı’nı ağırlayan Ankara yoğun protokol trafiği yaşıyor.Elbette bunlar önceden kararlaştırılmış, Ülkeler arası mütekabiliyet(Karşılıklılık) esasıyla yapılan mutad resmi ziyaretlerdir.

Bu ziyaretler, Dostlar Alışverişte Görsünler tarzında yapılır. Kapalı kapıların ardında yapılan bazı özel görüşmeler elbette olur, ama o görüşmeler ve oralarda konuşulanlar hiçbir zaman basına tam anlamıyla yansımaz… En azından AKP ve Zihniyeti iktidarı döneminde böyle olmaktadır…

Anılan Resmi Ziyaretler, dediğim gibi önceden bir yığın yazışma neticesinde kararlaştırılır. Ziyaret başlar başlamaz Dışişleri Bakanlığı’nın Protokol Genel Müdürlüğü ilgilileri ile ziyaretti yapan ülkenin Büyükelçilik görevlileri sürekli teyakkuz halinde olurlar.

Konuk Heyet’in ve/veya kişinin her görüşmesi ve bu görüşmelerin süresi planlanmıştır. Günün hangi saatinde nerede ve kiminle görüşüleceği, nerelerin ziyaret edileceği ve ne kadar süre ile orada kalınacağı, vb gibi hususların tamamı önceden belirlenir.

Koşuşturma planlamasından, bir nebze de olsa İçişleri Bakanlığı da haberdar edilir. Ne de olsa olayın bir güvenlik ve koruma boyutu ile şehir içinde hareket boyutu da var… Şehir içi trafiğinin; konuk heyetin geçmesinden önceden rahatlatılması da önemli bir sorundur.

Protokol ayrıntılarını böylece ve oldukça kısaca sıraladıktan sonra, Biz, geçen hafta yapılan iki resmi ziyareti özellikle ele almak istiyoruz:

SUDAN HEYETİ’NİN ZİYARETİ

Heyet Ankara’ya inmiş, oteline yerleşmiş ve planlamaya göre mutad görüşmelere başlanacak.

Öncelikle Anıtkabir ziyaretiyle işe başlanması, yıllardır uygulanan geleneklerimiz arasındadır. Son 5-6 yıldır iktidarda bulunan AKP ve Zihniyeti iktidarı sayesinde, başta İran Resmi Heyetleri olmak üzere, bazı dinci ülke heyetlerinin de Anıtkabir Ziyaretini programına almadığı olmuştur, olmaktadır da! Buna; AKP ve Zihniyeti iktidarınca uygulanan devlet protokolünce pek ses çıkarılmıyor. En azından çıkarılan ses bizlere kadar ulaşmıyor…

Neyse; Sudan Heyeti Anıtkabir’i ziyaret etti. Keşke etmez olaydı. Konuk devlet başkanı Ömer bilmem kim, Atatürk’ün manevi huzuruna çıktığında, Danışmanlarından birisi kapişonunu başından çıkarmadan protokoldeki yerini aldı. Hiç kimse kendisini uyarmadı. Arkasından, Misak-ı Milli Kulesi’ndeki Şeref Defteri’ni, her iki devlet erkanını bekleterek ve yine kafasında kapişonuyla bu danışman yazdı. Konuk devlet başkanı sonra imzaladı. Yine, kimseler bir uyarıda bulunmadı.

Bunlar yetmiyormuş gibi; bir de protokolde bir elinde sigara ve bir elde de bir parça simitle durmaz mı?

Eh Artık! Bu kadarına da pes diyeceğiz. Ama ne gariptir ki; Dışişleri Protokol Görevlilerimiz buna da seslenmediler…

Ama sevineceğimiz bir yan var ki; onu da söylemeden geçmeyelim; Sudan Heyeti’nin Mozole’ye koyduğu çelenk, beyaz ve kırmızı karanfillerden yapılmış ve tam yerine uygundu…

YUNANİSTAN HEYETİ’NİN ZİYARETİ

Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis, gelmeden önce ülkesinde uğradığı bir yığın eleştiriye rağmen Anıtkabir ziyaretini programına koymuş ve yaptı da. Hatta, Ankara’nın ayazında, Aslanlı Yolu paltosuz ve sadece takım elbiseyle yürüdüğü gibi; Anıtkabir içinde de paltosunu giyme nezaketsizliği göstermedi. Belki çok üşüdü ama, bu nezaketi ve terbiyeyi de korudu. Kendisini bu nedenle kutlarız.

Ancak, Anıtkabir’deki seremoni esnasında bir husus gözümüze ilişti. Konuk Başbakan Karamanlis’in Atatürk’ün mozolesine bıraktığı çelenk, teamüllere uygun olarak kırmızı ve beyaz karanfillerden yapılmamış, aksine sadece yeşil yapraklardan yapılmış çelengin üzerine, Yunan Bayrağını simgeleyen beyaz ve mavi tül yada kumaş örtülmüştü.

Ayrıca; çelenk mozolede konulacağı yerin boyutlarından küçüktü. Çelengin; renklerinden dolayı çirkin gözüktüğü bir yana, bir de konulduğunda sabit yerin içine geçmesi dolaysıyla ayrı bir çirkinlik daha yaşandı.

ZİYARETLERİ DÜNYA İZLER

Bu ziyaretler, Türkiye’nin konumu itibariyle dünyanın belli başlı ülkesince izlenir. Dolaysıyla buralardaki fiyaskolar da anında dünyanın öbür taraflarına taşınmış olur.

Bir anlamda önemsiz gibi görünüyor olabilir ama; kazın ayağı öyle değil. Her zaman üzerinde titizlikle durulması gereken ayrıntılar bunlar.

Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve Onun ilelebet yaşamasını sağlayacak temeller üzerine oturtan Mustafa Kemal Atatürk, Dünya’nın önünde saygıyla eğildiği bir büyük önderdir.

Bu konuda tarihe mal olmuş iki örnekle yetineceğiz…

Çanakkale Savaşları’nın ardından, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon:

‘Ne yapalım? Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakınız ki; O büyük dahiyi yüzyılımızda Türk Milleti yetiştirdi. Hiçbir çabamız sonuç vermedi. Mustafa Kemal Paşa’ya yenildik…’

Latin Amerika ülkelerinden Haiti Cumhurbaşkanı’nın son nefesinde;

‘Çok mutluyum… Çünkü, yaşadığım süre içinde Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir Lider’i tanıma şerefine eriştim…’ der ve kısa bir süre sonra da hayata gözlerini yumar…

Dünya’nın böylesine saygı duyduğu bir Lider’in manevi huzurunda, hiç bir şekilde ve nedeni ne olursa olsun saygısızlığa asla izin verilemez. Müsamaha gösterilemez. Gösterilmemeli de!

Bunu, gelen konuk heyetlerin bilemiyor olmaları, o anda heyecandan unutmuş olmalar vb gibi nedenler kabul görebilir. Ama, özellikle Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğü Görevlileri’nin, mazeret olarak öne sürebilecekleri hiçbir sebep kabul edilemez.

Görev bölümünün nasıl yapıldığını bilemiyor olmakla beraber; Anıtkabir Komutanlığı ilgililerinin de konu hakkında duyarlı olmaları beklenirdi…

Anlatmaya çalıştıklarım, duyarlı vatandaşlarımızı derinden üzmüştür. Görüntülerin tamamı kameralarla kayıt altına alındığı için tekrar izlenebilir. Aksaklıkların sorumluları hakkında mutlaka gereken de yapılmalıdır.

Çünkü, Türk Ulusu olarak önem verdiğimiz hassasiyetlerimiz söz konusudur. Mustafa kemal Atatürk’ün manevi huzurundaki bu türden saygısızlıkları, hiç kimse, hiçbir Zihniyet hoş göremez. Bu Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Onun Kurucusu Ulu Önder Mustafa kemal Atatürk’e yapılmış bir saygısızlık olarak görülmektedir.

Hatta, kamuoyuna da bilgi verilmelidir ki; böylelikle hassasiyetin yarattığı infial, bir nebze de olsa dinebilsin…

Akla gelen başka bir husus daha var ki; insanın söylemeye dili dahi varmıyor…

Acaba, bunlar kasıtlı olarak mı yapılıyor?

Neden İran Heyeti Anıtkabir’e gitmiyor? Bizimkiler, daha uçak Tahran Havaalanı’na inmeden gerekli tedbirleri aldığı, hatta hanım görevliler neredeyse çarşafa sokuldukları halde; özellikle AKP ve Zihniyeti iktidarları döneminde niçin İran Heyeti’nin Anıtkabir’i ziyaret etmemesinin üzerine gidilmiyor?

Aksaklıkların bu denli sık olması, insanı kuşkuya düşürmüyor değil…

Çünkü, olaylar AKP ve Zihniyeti’ne çok uygun düşüyor da…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS