İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

AKP’ye ve MHP’ye Kıssadan Hisse!-Ahmet EROĞLU

Ocak 30, 2008 - Genel

Demokratik değerlerin kökleşmediği, bir yaşam biçimine dönüşmediği toplumlarda siyaset;
Düşünsel
Akılsal
Ve
Bilimsel zeminlerden pek fazla beslenemez.
Bu alanlardan beslenemeyen devletin ve toplumun, bu damarları da gelişemez.
Bu nedenle, böylesi toplumlarda, çok gelişmiş siyasetçiler(!);
Az gelişmiş alanlara,
Etnik duygulara
Ve
Dinsel inançlara yönelirler.
Böylece daha fazla oy alırlar.
Bu alanları çok verimli bulurlar.
Yapılan bir araştırmaya göre;
Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP)
Saadet Partisi(SP)
Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)
Büyük Birlik Partisi(BBP)
Doğru Yol Partisi(DYP)
Ve Anavatan Partisi(ANAP) gibi “sağ”, “uç sağ” ve “dinci” partiler, “kutsal inanç sömürüsü” ve “kaba milliyetçilik” üzerinden oy almaya çalışan siyasal partiler olarak bilinmekte.
Demokratik Toplum Partisi(DTP) ise, “etnik milliyetçiliği” kullanarak oy toplayan ve “Kürtçülükten” beslenen bir parti olarak görünmektedir.
Bu sakat anlayış,
Bu gerici kavrayış,
Bu popülist algılayış,
Ne yazık ki 1950′den bu yana Türkiye’nin siyaset alanına damgasını vurmuştur.
Siyasetçinin büyük çoğunluğunu teslim almıştır.
Bu günlerde türbanı kullanarak aynı tabana seslenen AKP ve MHP’yi kol kola görüyoruz.
‘Laiklik’ dertleri bile değil!
Var yok; oy, oy, oy!
Oy adına rejimi tehlikeye sokabilecek bir süreci başlatan bu ikiliyi, her yan yana görüşümde, Aziz Nesin’in ‘Büyüklere Masallar’ kitabını anımsıyorum.
Bu kitaptaki bir öyküsünde şunları söylüyordu:
“Halkı mutlu, zengin bir ülkede yılanlar, çıyanlar, çakallar, çeşitli haşereler çoğalmaya başlamış. Ne kadar mücadele edilirse edilsin bu yaratıkların tüm ülkeye yayılışı önlenememiş.
Ülkenin ileri gelenleri ne yapacaklarını şaşırmışlar.
Biri, bir ulu bilgeyi anımsamış.
Ülkeyi, kurtarsa kurtarsa ancak onun kurtaracağını düşünmüş.
Ulu insanı getirmişler, bütün isteklerini kabul ederek başa geçirmişler.
İlk talimatı;
“Doğu kapısını kapatın!” olmuş.
Güç bela doğu kapısı kapatılmış. Böylece yaratıkların ülkeye girişi önlenmiş. Yaratıkların daha da çoğalmaları önlenince, içerdekilerle mücadele kolaylaşmış. Ülke eski mutlu yaşamına geri dönmüş…
Aradan uzun bir süre geçmiş.
Ülkenin ileri gelenlerinden bazıları ötekilerin önüne geçme sevdasına kapılmışlar.
“Doğu kapısını azıcık aralarsak, gelenler bize oy verir, biz de seçimi kazanır başa geçeriz”, düşüncesini uygulamışlar.
Doğudan gelen yılanlar, çıyanlar, çakallar oylarını kapıyı aralayanlara vermişler.
Bir sonraki seçimlerde öteki ileri gelenler de “Bu sefer doğu kapısını biz biraz daha fazla aralayalım. Yeni gelenlerin oyları ile seçimi biz kazanalım.” Demişler.
Gerçekten yeni gelenlerin oyları ile seçimi kazanmışlar.
O günden sonra seçimi kazanmak isteyen herkes, kapıyı kendine göre aralamış. Sonuçta ülke ulu bilgenin müdahalesinden önceki duruma yeniden dönmüş…”
***
Özlü bir söz var.
Derler ki;
“Cami ne kadar büyük olursa olsun, imam bildiğini okurmuş”
Doğru!
Türbancılar, oy uğruna türbanlılar üzerinden çirkin siyasetlerine devam ediyorlar.
Nereye kadar?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS