İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Yüksek Tansiyon Siyaseti- O Arada Köylü, Millet Ve Hal, O Arada Patrikhane Tamam Ve Derviş’in Nargilesi… - Taylan Sorgun

Ocak 28, 2008 - TAYLAN SORGUN

“Yüksek Tansiyon” İçinde “Patrikhane’de Tamam” - Siyaset, Köylü, Esnaf Ve Halimiz- Cumhurbaşkanı Ve Referandum…

“…Siyasi simge de olsa yasaklanamaz…” açıklamasının ardından “…Türban…” siyasi tartışma alanının tam ortasına hem de “Yüksek tansiyon…” yaratacak bir şekilde çekilmiştir. Şimdi birinci soru şudur: Başbakan Erdoğan acaba o açıklamayı neden yapmıştır? Siyasi iktidar acaba böyle yüksek tansiyonlu bir tartışma ortamını mı aramıştır? Siyasi iktidar istediğini elde etmiştir. Şimdi bir ikinci döneme gidilmektedir: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, çıkacak kanunun referanduma götürülebileceğini açıklamıştır. Bunun gerçekleşmesi halinde bu yüksek tansiyonlu tartışma meydanlara kadar indirilmiş olacaktır. Ve tabii bununla milletin kutsal din duyguları da siyasi tartışma alanının ortasındadır.

1- O ARADA PATRİKHANE…

Peki bu arada başka ne olmaktadır? Dışişleri Bakanı Başmüzakereci Ali Babacan 1- Patrikhane’nin “Ekümenliği” nin bir tabu olarak “görülmemesi” gerektiğini açıklamıştır. 2- Hemen ardından yaptığı açıklamada Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK tarafından çalışmalar yapıldığını açıklamalarına eklemiştir. 3- Yunanistan Başbakanı Karamanlis ile birlikte Ankara’ya gelmiş bulunan Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, ziyareti BBC’ye değerlendirirken “…Türkiye için en iyi büyükelçi Ekümenik Patrik’tir…” demiştir.

2- İSTEDİKLERİNİ ALDILAR…

Yapılan açıklamalara bakılırsa Yunanistan son Ankara ziyareti ile istediğini almıştır. Peki Ekümenik ne demektir? Patrikhaneye Vatihan Statüsünün kabulü demektir. Peki Vatikan’ın özelliği nedir? Küçük bir devletçik olmak statüsü. İşte Babacan’ın açıklaması bir yeni tarihsel hatayı böylece ortaya koymaktadır.

3- YA KÖYLÜ, ESNAF, MEMUR…

Peki Türkiye’nin sorunlarının arasında neler vardır? 1- Köylü, Türk tarımcısı girdi fiyatlarından ve tarıma desteğin düşürülmesinden kaygılı ve perişandır. Türk Milli tarımı çökmektedir. 2- Memur, işçi, öğretmen yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi vermektedir. 3- Tarım ve sanayi ürünleri ithalatı patlamıştır. Türkiye’nin borcu tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun çöktürülüş dönemindeki Düyun-u Umumiye zamanındaki hale gelmiştir. İktisadiyat hataları bu sonuçları ortaya koymaktadır. Peki bu işlerle kim meşguldür?

4- O ARADA ILIMLI İSLAM…

Washington’un uyduruk “…Ilımlı İslam…” siyaseti adım adım ilerlemektedir. Milletin kutsal din duyguları siyaset ortamına çekilirse bunun hangi yüksek tansiyonları yaratacağı bilinmesine rağmen AKP siyasi iktidarı “…Siyasi simge de olsa yasaklanamaz…” açıklaması ile tarihsel bir hata olarak bu ortamı yaratmıştır. Şimdi acaba sıra Cumhuriyet’in öteki temel kavramlarına da gelecek midir? Türbana çözüm aranıyor idiyse bunun böylesine yüksek tansiyonlu siyasi alana çekilmesi doğru olmuş mudur? Olmuştur diyebilecek birisi varsa şaşarım.

5-YA BAŞKA REFERANDUMLAR..

Cumhurbaşkanı Gül Türban konusunda çıkacak kanunun referanduma götürülebileceğini açıklamıştır. Acaba ileride böylesine yüksek tansiyonlu tartışma alanına başka hangi meseleler indirilecek ve referanduma götürülecektir? Bunların altını çizmek gerekmektedir. Zaman bakalım başka neler yaşatacaktır?

6- MİLLİ VE ULUS DEVLET…

Türkiye’nin “Milli ve ulus devlet, üniter yapı esası” Avrupa Birliği’nin hedefindedir. Bütün bunlar yaşanırken kimi çevrelerden Milliyetçilik, ulus devlet, milli devlet, üniter yapı üzerindeki sütre gerisi tartışmalar açık ve kapalı olarak sürmektedir. Avrupa Birliği sonunda yeni Vakıflar Kanunu talebini kabul ettirmiş, tarihsel bir hata ile tıpkı Kapitülasyonlar zamanındaki gibi yabancı vakıflara geniş imtiyazlar tanıyan kanun Lozan’a aykırı bir başka şekilde yine tarihsel hata ile çıkarılmaktadır.

7- KAMU ALANINA DA…

Peki bu arada başka ne olmuştur? Şimdiki bir tereddüt türbanın devlet dairelerinde de serbest bırakılmasının önünün açılmasıdır. Bunun yanındaki öteki tereddüt isteyenlerin yüksek okullarda peşmerge kıyafeti, burka, sarık ve cübbe ile dolaşabilmelerinin önünün açılabileceğidir. Sanıyorum ki, bu gidişten türbanı sadece inançları nedeni ile kullanan çocuklar da rahatsız olmaya başlamıştır. Çünkü kendi omuzlarından böylesine bir ortamı sanki kendi sorumlulukları gibi görmeye başlamışlardır. AKP milletvekili Hüsnü Tuna’nın açıklaması ise ileride hangi siyasi tartışmaların da yaşanacağının işaretidir.

8- ÖZBUDUN BİLE SÖYLERSE…

Aslında siyasi iktidarın yeni anayasa yapmak yetkisi var mıdır, yok mudur, tartışmaları içinde anayasa hukukunda olmayan tabirle “Sivil anayasa…” icadiyeti ile başlatılan öteki yüksek tansiyonlu tartışmalar devam ederken yeni anayasa yapıcılarından Prof. Özbudun, türbanın sadece yüksek öğretimde serbest bırakılmasının, kamu kurumlarındaki yeni devlet daireleri dahil sakıncalar yaratabileceğini belirterek tedbir alınmasını istemiştir. Ancak Özbudun’un önerdiği tedbirler acaba çare olacak mıdır?

9- İKTİSADİ ÇALINTI ZAMANI…

Şimdi bunlar yaşanırken uluslararası alanda iktisadi bir resesyon (durgunluk) telaşı başlamıştır. Tabii ki Türkiye’ye de yansıyacaktır. Yansımaması mümkün değildir. Çünkü, Türkiye’nin 1- Milli endüstri ilerleyişi, 2- Milli tarım yükselişi artık yoktur. Bunun da hangi sorunları doğuracağı yıllardır bizim de söylediklerimiz içindedir.

10- MİLLİ TARIM VE ENDÜSTRİ..

Özal döneminde başlayan “uyduruk serbest pazar ekonomisi” ile sonraki zamanda giderek daha başka çerçevelere sokulan yeni iktisadi müstemlekecilikten başka bir şey olmayan şu “globalleşme” uydurukçuluğu, Türkiye’nin 1- Milli endüstrisini, 2- Milli tarımını tuzla buz etmiştir. “Globalleşme” denilen yeni iktisadi müstemlekecilik züccaciyeci dükkanına giren fil gibi herşeyi tarumar edip bırakmıştır. Cumhuriyet’in bütün iktisadi kurumları, dev kuruluşlar ortadan kaldırılmıştır.

11- TÜSİAD’A BİR SORU…

TÜSİAD: Sanayici ve iş adamları topluluğu. Peki şimdi TÜSİAD’a bir soru söyleyiniz bakalım, Milli endüstrinin neresindeyiz? Hayret ki hayrettir. Biz milli endüstri diyoruz. Ama, TÜSİAD’ın da bunu söylemesi gerekmez mi? Demek ki, artık onlar da bundan vazgeçmişlerdir. Ama tabii Türkiye bu alanda sadece TÜSİAD değildir. Çok iyi biliyorum “millici iş adamı ve sanayicilerin” içi yanmaktadır. Peki soru: siyaset de kimde milli endüstri ve milli tarım meselesini öne çıkarmak vardır?

12- KÖYLÜSÜ ESNAFI…

Köylüsü, esnafı, küçük işletmeciler, tarımcılar, memurlar, işçiler bin dert içindedirler. İnsaftır biraz da bunlara baksanız ya. İnsaftır yoksullar ilaç parası, dotor derdi peşindedir. Çocuklarının başında ağlayan ana babalar vardır. Bunlara bakan yok mudur? İnsaf, insaf, insaf… Bakınız: Millet öyle dertlidir ki bu mütevazi sütunda ne zaman onlardan söz etsem Türkiye’nin her yeriden aldığım mesaj şudur: “…Sağol…” Medyanın kısmi umumisinde bunlardan söz eden var mıdır? Tek sütun bile yoktur. Manşet gündemlerinin arkasında olmak mı doğru siyasettir yoksa bunları gündeme taşımak mı? Toplumu sahiplenmek, sosyal kavramını savunmak artık gerilerde mi kalmıştır?

VE DERVİŞ DEMİŞ Kİ…

Evet halimiz budur. Yazık ki yazıktır. Derviş’in birisi kahvenin önünde oturmuş, nargilesini tüttürürken o sırada padişah oradan geçiyormuş. Herkes ayağa kalkmış, iki büklüm. Derviş nargilesini fokurdatmaya devam ediyormuş. Padişah bakmış ve sormuş: “…Bana bak ben padişahım sen neden ayağa kalkmazsın…?” Derviş’in cevabı “…Ne kalkacağım sennen benim aramda iki akçe fark var…” Padişah çekmiş gitmiş. Merak etmiş, Derviş’i altın kubbeli saraya çağırtmış. “…Bana bak ben altın kubbe altında otururum senin bir nargilen bir entarin var. İki akçe fark nereden çıkmıştır?” Derviş gülümsemiş, “…Sen ölünce iki metre çukur, iki metre ipek kefen, ben ölünce iki metre çukur iki metre pazen kefen, iki metre pazen kefen ile iki metre ipek kefen arasındaki fark iki akçedir. Anladın mı amma öteki tarafta saray maray yok, ettiğin haksızlıkları orada sorarım sana…” Pazartesi itibarı ile vaziyet budur.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS