İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Başörtüsü beynimizi de örtmesin! - METİN ÖZKAN

Ocak 26, 2008 - METİN ÖZKAN

SON zamanlarda vatandaşın sıkça kullandığı bir kelimeye dikkat çekmek istiyorum:
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…”

Peki vatandaş böyle bir benzetmeye neden ihtiyaç duyuyor?
Nedeni çok basit!…
“Yumurta mı tavuktan çıktı, tavuk mu yumurtadan?” misali, insanlar son zamanlarda “Hükümetler vatandaş için mi olmalıdır, yoksa vatandaş hükümetler için mi?” sorusuna cevap arıyor.
Tartışmasız, devlet, vatandaşı için olmalı ki, vatandaş da kendisi için var olan devletine ve hükümetine sahip çıkabilsin.
“Buraya kadar her şey tamam” diyorsak, hemen arkasından şu soruyu da sormamız gerekir:
“Yönetenlerin gözünde biz kimiz?”
Çünkü siyasi çıkarlar uğruna deformasyona uğratılan sistem yüzünden, bu gidişle “O bizden değil… Bu bizden değil…” derken, bir gün gelecek, kendi kendimize “Biz kimiz?” diye soracağız.
Yıllardır politika malzemesi yapılmış ve yapılmakta olan türban meselesi, birçok siyasetçi için son 20 yıla damgasını vurmuş önemli bir argümandır.
İşte bu nedenle de toplumda “İslâm’ın emri” olarak kabul edilen başörtüsü, birileri tarafından her dönem rant kapısı olarak görülmüş ve siyasi polemik haline dönüştürülmüştür.
Bilmem farkında mıyız; “Sorunu çözelim” derken, en büyük zararı başörtüsünü siyasal simge olarak görmeyip, dini inancı gereği kullanan analarımıza, bacılarımıza ve kardeşlerimize veriyoruz.
Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, “Çağdaş düşünüyorum” demekle, çağdaş ve demokratik olunmuyor. Tabii, başörtüsü düşüncedeki günahları da örtmüyor.
Vicdanın sesi
DÜZENSİZLİĞİ düzenliye çevirebilmek için, var olan sistemin içindeki güzellikleri keşfetme inancıyla hep şunu söylerim:
“Vicdanlarımızın kirli zihinler elinde kukla misali yönlendirilmesine asla müsaade etmeyelim!”
Fikir kalabalığıyla beraber, monarşiden şahlığa, komünizmden faşizme ve kapitalizme kadar, onlarca denenmiş ideolojik sistem, insanlara ve dünyaya hep acı getirmiştir.
Kısacası bu sistemler, insanlara değişmeyen insancıl kaygıları ve ortak paydaları hiçbir dönem unutturamamıştır.
At gözlüğüyle bakılmamalı
Ülkesini, bayrağını ve devletini bir bütün olarak kabul edip, birlik ve beraberlik içinde yaşayan insanlar, birbirini doğru anlayabilmek adına, hiçbir zaman özgürlüklerin kısıtlanmasından yana olmamıştır. Kendini ifade edebilme özgürlüğü, inanç özgürlüğü, başka kültürlere yaşam hakkı tanıma, kendi dilini konuşabilme ve yaşatabilme özgürlüğü, çalışma özgürlüğü, sınıfsal ayrımcılığa karşı çıkma özgürlüğü, ekonomik özgürlük, kendi kaynaklarını kullanma iradesi, serbest dolaşım ve seyahat hakkı, düşünme, üretme ve sevme özgürlüğü böyle gelişmiştir.
Karşınızdaki insanı doğru anlamak için sizin kaç ihtimaliniz var bilemem ama insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal varmış!
1- Düşündüğünüz,
2- Söylemek istediğiniz,
3- Söylediğinizi sandığınız,
4- Söylediğiniz,
5- Karşınızdaki insanın duymak istediği,
6- Duyduğu,
7- Anlamak istediği,
8- Anladığını sandığı,
9- Anladığıyla arasındaki farklar gibi…
Sanıyorum son dönem yapılan tartışmalarda, bu ihtimallerle ne kadar çok yüz yüze geldiğimizin farkındasınızdır. Her kafadan bir ses çıkarken, karşımızdakini dinlemek yerine, kendi görüşümüzü empoze etme çabası, anlayışımızın da önüne geçebiliyor. Başörtüsünü tartışırken de, siyasi görüşlerimiz bir yana, “insanı yaşatma” düşüncesi ön plana çıkmalıdır.
Unutmayalım ki, İslam’ın temelinde hoşgörü vardır, mütevazılık vardır; ama asla çevrenize ve dünyaya at gözlüğü ile bakmak yoktur!

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS