İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

İki Suikast!.. - Ümit Zileli

Ocak 25, 2008 - ÜMİT ZİLELİ

Aslında ikisi de Türkiye’nin bugünlere getirilebilmesi için çok “gerekli”, hatta yaşamsal önemde “suikastlar” dı!..İlk suikastın tarihi 24 Ocak 1980′di.. Türkiye’yi ” dönüştürme” planının ilk ayağı sahneye konulmuştu.. 24 Ocak kararları Türkiye’nin ” ekonomik dönüşümü “nün başlangıcıydı. Ancak bu kararlar demokratik bir yönetimin uygulayabileceği, arkasını getirebileceği bir ” paket ” değildi. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi dönüşümünün planlandığı gibi, uyumlu şekilde yürütülebilmesi için demir yumruklu bir yönetime ihtiyaç vardı… O da 24 Ocak kararlarından yaklaşık 8 ay sonra geliverdi.

- 12 Eylül darbesi!..

Planın iki ayağı artık son derece uyumlu şekilde yürütülebilirdi… Yürütüldü de… Bir yanda küresel efendilerin istediği ” kalın zincirlerle ” Batı ekonomisine bağlanmış, sömürge tipi bağımlı ekonomi yaratılırken diğer yanda “Türk-İslam Sentezi” boyunduruğuna alınmış, ABD’nin, Sovyetler Birliği’ni kuşatmaya yönelik “Yeşil Kuşak Teorisi” nin üç ülkesinden biri oluşturuldu.

Yalnızca 15 yıl içinde her iki alanda da büyük başarı sağlandı. Türkiye ekonomisi iç ve dış borç sarmalıyla borcu ödedikçe katlanan, Batı’nın cenderesine sokulmuş bir ekonomi haline getirildi. Siyasi alanda ise bazı tarihsel kırılmalar istenilen düzene geçişi yavaşlattıysa da, bugünlere gelinecek yol artık açılmıştı…

- 24 Ocak 1980, Türkiye’yi felakete götüren yolda yaşamsal önemde ilk kırılma noktası olarak, ülkenin tarihine kazındı…

***

İkinci suikastın tarihi ise 24 Ocak 1993′tü…

Sovyetler Birliği’nin 1990′da dağılması, o güne dek iki kutuplu dünyaya göre yapılan tüm hesapları sıfırlayıvermişti. Dünyada artık bir tek “süper güç” vardı, ABD… Ve yeni bir düzen kurulacak, dünya bu yeni düzene göre yeniden dizayn edilecekti…

Küreselleşmenin ön adımları, bu yeni düzenin ideologları tarafından atılmaya başlandığında, bu durumun ülkenin intihar etmesi olacağının ayırdına varan, gidişatın bir “köle Türkiye ” yaratmak olacağını gören yurtsever aydınlar seslerini yükseltmeye başladılar. Söyledikleri gayet yalın, gayet anlaşılırdı ve çok daha önemlisi, söyledikleri, yazdıkları geniş kitleler tarafından izleniyor, anlaşılıyor, benimseniyordu…

- Ve bu böyle devam edemezdi!…

Dikkat ederseniz, Sovyetler’in yıkılışı, yeni emperyalizm dalgasının hız kazanması, “işbirlikçi aydın ” denilen, metomorfoza uğramış, halkına ihanet eden, küresel efendilerin kapısına bağlanan “aydın” tipinin ortaya çıkması ve yurtsever aydınlara yönelik suikastların başlangıcı tamamen aynı döneme rastlar, tesadüfe bakın!

Ülkesinin geleceğine sahip çıkan, oynanan oyunları cesaret ve yüreklilikle ortaya koyan aydınların ortadan kaldırılmasına milat ise Prof. Muammer Aksoy ‘un katledilmesidir. Aksoy niçin katledilmişti? Çünkü Türkiye’ye giydirilmeye çalışılan dinci-faşist rejime karşı Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurmuştu ve oynanan oyunları haykırıyordu… Bahriye Üçok ‘un katledilmesi farklı mıydı? Hayır, son derece bilinçli seçilmiş bir hedefti…Tıpkı gelecekte Turan Dursun ‘un, Ahmet Taner Kışlalı ‘nın, Necip Hablemitoğlu ‘nun seçileceği gibi!..

24 Ocak 1993′te ise bir devrimci ile birlikte halkın moral değerlerini, geleceğe dair umutlarını hedef aldı planlayıcılar… Halk teslim olmalıydı artık, bunun için de büyük bir ders almalıydı… Korkmalı, sinmeli, ardından da büyük bir bezginlikle boş vermeliydi!..

- Büyük dersin adı Uğur Mumcu’ydu!..

Aradan tam 15 yıl geçti… O alçakça suikast işte tam da bugünlere ulaşmak için yapılmıştı… Başardılar… Türkiye’yi iki alanda da istedikleri konuma getirdiler.. Halkın önemli bir bölümü tam da istedikleri gibi geriledi, sindi, bencilleşti, boş verdi… Ülke bir karanlığın içinde neredeyse boğuldu… Ancak bir şeyi hesaplayamadılar:

- Bu ülkenin Uğur Mumcu’lar üretebilme yeteneğini!..

Yüreğimin olanca gücüyle biliyorum ki, bu ülkenin aydınlık insanları Uğur Ağabey’in 1991′de yazdığı şu sözleri asla unutmadılar, unutmayacaklar ve zamanı geldiğinde gereğini yapacaklar:

- Cumhuriyet devrimini, Atatürk ilkelerini, tam bağımsızlık inancını Cumhuriyet burçlarında birer bayrak gibi yine yükseltmeye devam edeceğiz. Yılmadık, yılmayacağız …

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS