Adana’dan İstanbul’a Dönerken… - Server Tanilli
Ocak 25, 2008 - SERVER TANİLLİ
15 - 20 Ocak tarihlerinde Adana’da açılan dev kitap fuarından, başarının hazzı ile dolu olarak döndük. İlk kez düzenlenen Çukurova Kitap Fuarı’nın başarılı geçmesinde, başta uyanık Adana halkı rol oynadı.
” Bereketli topraklar “ın gücü!..
Bir çift söz de, Adana Büyükşehir Belediyesi’ne…
*
Dört yıl önce geldiğimde, kenti bir ” Hababam havası ” içinde görmüştüm.
Bu kez gelişimde, Adana’yı tam bir ” humma ” içinde buldum. Deyim yerindeyse, “Anka’nın küllerinden doğması” yaşanıyor.
Bunun esrarını çözmek için, Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ tan bir randevu aldım. Bu zarif insanla görüşmemizin işte paragraf başları…
” Çarpık kentleşme “, Türkiye’nin başta gelen sorunlarından. Büyük kentlere, özellikle “bereketli topraklar “a akın var.
Çukurova’da görülen, işte bu türden!
Koca bir aile düşüp yollara, geliyor.
Bir değil binlerce ve yıllardır, gitgide artarak…
Belediye, devlet, seyirci kalır mı?..
Adana Büyükşehir Belediyesi, deneyimlerinden yola çıkıp, ülke geneline bir ” çözüm önerisi “ne varmıştır: Bir ” Adana Modeli “ni sunuyor. Çarpık yerleşim alanlarında belediyeler başarısız, otorite yetersiz, insanlar mutsuz olur.
Önerilen model, işte bu çarpık ortama müdahale!
Aytaç Durak, “iki aşamalı” bir çözümden bahsediyor, ki şöyle:
Birinci aşama, çarpık kentleşmeye son vermedir: Kentlerin gelişmesine uygun boş alanların, imarlı olarak artan nüfus için yerleşime açılmasıdır. Böylece, gelişigüzel yapılaşma durdurulurken kentlerin tarihi, coğrafi ve kültürel dokuları da korunmuş olacaktır.
İkinci aşama, yeni yerleşim alanlarında yapılacak konutlara, göçmen ve yerli ailelerin kura ile yerleştirilmesidir. Bu uygulamadan amaç da, kültürel kaynaşmayı sağlamak ve yeni gelenleri kent yaşamına entegre etmektir.
Devletin desteği şarttır!
Bunun için de bir öneri: Güneydoğu dahil, Anadolu’nun değişik kırsal kesimlerinden her yıl 30 bin aile kentlere göç etmektedir. Devletin Güneydoğu için harcadığı paradan yüzde 5 - 10 arası bir kısıntı yapıldığında, bu kaynak sağlanmış olur.
Adana Büyükşehir Belediyesi, bu dev kentleşmeyi başlatmış ve sürdürüyor: Polisiye olayın yer almadığı bir ” Yeni Adana ” doğuyor.
Aytaç Durak, bu olayın heyecanını yaşıyor.
Ama büyük şikâyetleri de var: En başta da, “Bugünkü belediye bütçesiyle, Adana’nın sorunlarının altından kalkmak mümkün değildir” diyor.
Başlanmış ” metro ” -parasızlıktan- bitirilememiş; bu da, halkın eleştirilerine yol açıyor, yollar da. Aytaç Durak, çekirdekten yetişmiş bir belediyeci ve bir ilkesi de şu; ” Siyasi ayrıcalığı belediyeye sokmayacağım ” diyor.
Sanıyoruz, yakınlar da buna dahildir!..
Aytaç Durak’la randevumdan, ” Yeni Adana “ya daha da inanarak ayrıldım.
*
Hrant Dink ‘in katlinin ilk yılını geride bıraktık. Bu topraklarda doğup yetişen ve bu yurdu kendi yurdu olarak belleyen bir aydın kişi, Ermeni olduğu için öldürüldü.
Katili ise hâlâ belli değil!
Görevliler neyle bir yıl geçirdiler?
Onun katledilişinden sonra da benzer nedenlerle öldürülen aydınlar oldu, ama katilleri dolaşıyor.
Devlet yok mu ya da sokak adamlarının eline mi düşmüştür?
Her şeyden önce, ” çağdaş bir hukuk devleti ” istiyoruz; ilk adımda da, çeteler temizlenmeli bu topraklardan.
15 yıl önce katledilip katili yakalanmamış Uğur Mumcu ‘yu da anıyoruz. Özlemimiz giderek büyüyor. O da, inançlarımızı tazelemek için sesleniyor: ” Cumhuriyet devrimini, Atatürk ilkelerini, tam bağımsızlığı Cumhuriyet burçlarında birer bayrak gibi yükseltmeye yine devam edeceğiz. Yılmadık, yılmayacağız !”


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.